Besinler ve Sağlık

 
     

Vitaminler - Genel Bakış

İlk vitaminlerin tanımlanmasından çok önce belirli yiyeceklerin sağlık açısından değer taşıdığı biliniyordu. Örneğin, 18. yüzyılda turunçgillerin iskorbütün ortaya çıkmasına engel olduğu; 19. yüzyılda pirinçle beslenen topluluklarda parlatılmamış pirinç yemenin beriberiden koruyacağı anlaşıldı.

Vitaminlerin varlığı 20. yüzyılın ilk yıllarında ortaya kondu. İngiliz biyokimya bilgini Sir Frederick Hopkins 1906'da besinlerde proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller ve suya ek olarak başka gerekli maddelerin bulunduğunu gösterdi.

Polonyalı kimya bilgini Casimir Funk 1911'de parlatılmamış pirinçteki beriberiyi önleyen maddenin bir tür amin olduğunu belirleyerek buna vitamin adının verilmesini önerdi. Bütün vitaminlerin yapısının birbirine benzediği düşünüldüğünden bu terim kısa zamanda bütün "yardımcı maddeler" için kullanılmaya başladı. Daha sonra vitaminlerin kimyasal özellikleri ve işlevlerinin birbirinden farklı olduğu ve pek çoğunun amin içermediği anlaşıldıysa da Funk'un terimi çok yaygınlaşarak kullanılmayı sürdürdü.

Hopkins ve Funk 1912'de vitamin yetersizliği varsayımını ortaya attılar; buna göre sistemde belirli bir vitaminden belirli miktarda olmaması iskorbüt ve beriberi gibi bazı hastalıkların ortaya çıkmasına yol açar. Vitaminler üzerine yapılan ilk araştırmalarda vitaminlere verilen harfler bu maddeleri işlevlerine göre sınıflandırmaya yönelikti, Daha sonraki araştırmalarla bu maddelerin kimyasal yapısı ortaya çıktıkça bilimsel adlar verildiyse de, vitaminler günümüzde de harflerle tanınır.

VİTAMİN, Latince'de "Yaşam için, amin..." anlamını taşıyor. Günümüzde vitamin denince enerji verici veya yapı taşı olmadığı halde sağlıklı yaşam için mutlaka alınması gereken ve biyolojik sistemin normal yürüyebilmesi için gereksinim duyulan maddeler akla geliyor. Dolayısıyla sağlığı bozuk olanlar, kronik bir rahatsızlığı olanlar ve iyi beslenemeyenler, dışarıdan ekstra vitamin takviyesine ihtiyaç duyarlar. Oysa ki, önemli kısmını besinlerden almamız gereken günlük vitamin ihtiyacımız karşılanmadığında, sağlığımız tehlikede demektir. Dengeli bir beslenme rejiminde vücudun ihtiyacı olan bütün vitaminler bulunur. Vitaminler, hücrelerin normal biyokimyasal işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli besin maddeleridir.

Vitaminler özellikle metabolizma süreçlerinde koenzim ya da koenzim öncülü olarak görev yapar; protein, karbonhidrat ya da lipitler gibi enerji sağlamaz ya da yapı birimi olarak işlev görmez.

Tıpkı besin maddeleri gibi vitaminler de vücutta üretilemediği için yiyeceklerle dışarıdan alınır ve canlıların yaşam süreçlerinde çok önemli görevler üstlenir.

Bunlar, besinler gibi vücutta enerji kaynağı ya da yapım maddesi olarak kulanılmaz; ama metabolizma süreçlerinde katalizör işlevi görerek, besinlerin parçalanıp vücutta kullanılabilecek biçime dönüşmesini yönlendiren çok önemli, etkin maddelerdir.

Her vitaminin vücutta belirli ve kendine özgü bir işlevi olduğundan, yiyeceklerde bulunan çeşitli vitaminlerin her gün belirli miktarlarda alınması gerekir.

Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır. Hatta, A ve D vitamini gibi vücuttan atılmayıp dokularda birikebilen bazı vitaminlerin fazlaca alınması kötü sonuçlar doğurur.

Bu nedenle, herhangi bir vitaminin az ay da çok alınmasından doğabilecek beslenme bozukluklarını önlemenin tek yolu dengeli bir beslenme rejimidir. Kötü beslenme alışkanlığı ya da zorunluluklar nedeniyle dengeli beslenemeyen ve hep bir iki çeşit yiyecekle yetinen kişilerde iskorbüt, beriberi gibi "vitamin eksikliği hastalıkları" görülür.

VİTAMİN HAPLARI:

Dengeli ve sağlıklı beslenmede, yiyeceklerdeki vitaminlerin dışında vücuttaki vitamin ve mineral eksikliğinde ya da herhangi bir yetersizlikte, vitamin hapları devreye girer. Ancak vitamin hapları gereksiz yere kullanılmamalıdır. Çünkü besinlerimizde bulunan vitaminler gibi doğal değildirler. Kimyasal olarak hazırlandıkları için vitamin hapları bir hastalık veya geçici bir yetersizlik durumunda kesinlikle doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır. A, D, E, K vitaminlerini yüksek dozda alınması toksik etki yaratır. Böyle durumlarla karşılaşmamak için, her vitamini kendi doğal kaynağından almalı diğer besinlerin vücutta kullanılmasını arttırmak ve dengeli beslenme için çok önemlidir. Şu unutulmamalıdır ki her şeyin fazlası zararlıdır. Bununla beraber vitamin haplarının alınması, bir yetersizlik durumunda iyileşmeyi hızlandırır. Gereken dozda kullanlan vitamin hapları, kısa sürede ve yoğun miktarda vücuda alındığı için hastalığın ilerlemesini engeller.

Güzellik vitaminleri

A, C, E vitamini, biotin ve panthenol... İşte güzel bir cildin ve sağlıklı saçların sırrı! Biotin, hemen hemen tüm sebze çeşitlerinde ve yumurtada; panthenol ise karpuz ve kuşkonmazda bulunuyor. Fakat sadece gıdalar vitamin içermiyor. Kozmetik ürünlerinin içinde de A, C ve E vitamini bulunuyor. Cilt üzerinden de vücuda vitamin takviyesi yapmak çok kolay. Bunun için vitaminler küçük parçacıklara ayrılıyor ve bir takım işlemlerden geçirilerek, etkilerini kaybetmeleri önleniyor. A vitamini (retinol) içeren kremler kırışıklık gideriyor; C vitamini dokuların elastikiyetini sağlıyor ve aynı zamanda E vitaminiyle birlikte hücrelere zarar veren serbest radikallerin ve agresif moleküllerin oluşmasını önlüyor. C ve E vitamini kombinasyonu ise daha çok 30 ve üzeri yaşlardaki ciltler için öneriliyor.

Sinirler ve stres için birebir

Konsantre olamıyor ya da yaptığınız işe tam anlamıyla kendinizi veremiyorsunuz veya kendinizi sürekli yorgun hissediyorsunuz... Büyük bir olasılıkla vücudunuzun B vitaminine ihtiyacı var. Özellikle Bl ve B6 vitaminleri sinirlere iyi geliyor ve sinir sisteminin daha iyi çalışmasını sağlıyor. Eğer kendinizi çok fazla stres altında hissederseniz, bir avuç yerfıstığı yemeyi deneyin. Sinirlerinizin gevşediğini hissedeceksiniz. Çavdar ekmeği veya sütlü müsli gibi süt ve buğday ürünleri de sinir sistemini düzenleyen gıdalar arasında önemli bir yer tutuyor. Buna karşın tatlı, unlu mamuller ve alkol, B vitamininin baş düşmanları.

Vitaminleri nasıl koruyabiliriz?

Taze meyve ve sebzeler, uzun süre açıkta kalırsa veya pişirilirse içerdikleri vitaminleri kaybeder. Isı, ışık ve oksijen vitaminlerin baş düşmanıdır. Bu nedenle taze ürünlerle ilgili işlemleriniz için vakit kaybetmemelisiniz. Aldığınız sebzeyi hiç bekletmeden ılık suda yıkayın ve kısık ateşte çok kısa bir süre pişirin. Vücudun vitaminleri alması açısından bir miktar da yağ ilave etmeyi unutmayın. Taze meyvelerin vitaminlerinden faydalanmak istiyorsanız, mutlaka soymadan yiyin!

HANGİ VİTAMİNE İHTİYACINIZ VAR

Yoğun bir iş temposu içindeyseniz ve stres altındaysanız,Enerjinizin ve sinirsel fonksiyonlarınızın devamı için B ve C vitaminleri, kalsiyum, magnezyum ve bakır mineralleri.
Sigara içiyorsanız C vitamini başta olmak üzere E vitamini ve beta-karoten.
Alkol alıyorsanız B1, B6, C vitaminleri, folik asit, magnezyum ve çinko.
Perhiz yapıyorsanız A, B, E, C vitaminleri ve çeşitli mineraller.
Hamile iseniz Folik asit, A, B6, B 12 vitaminleri, demir, kalsiyum.
Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız B6, folik asit
Menopoz dönemindeyseniz D vitamini ve kalsiyum.
Büyüme ve gelişme çağındaysanız A, B, C, D, E vitaminleri ve bazı mineraller
60 yaşın üzerindeyseniz E, C, B vitaminleri, demir ve kalsiyum
Spor yapıyorsanız C, E, B vitaminleri